İstanbul'un Gündemi Türkiye'nin de Gündemi

img

Erhan Demirdizen

2011 yılının Eylül ayı itibariyle TBMM'nin gündemindeki yasa taslakları ve İstanbul'un gündemine bir göz atalım.

İstanbul’un gündemi aynı zamanda Türkiye’nin de gündemi. Bu uzun yıllardır böyle. Son yıllarda bu ikisi daha da özdeşleşti diyebiliriz.

Bu nedenle, 1 Ekim’de yeni yasama dönemine başlayacak TBMM’nin gündemindeki konular öncelikle İstanbul’u ilgilendiriyor dersek fazla abartmış olmayız. Neler mi var gündemde? Gelin bunu 28 Eylül’de Dünya Gazetesi’nin “Yeni Meclis’in ekonomi gündemi yoğun” başlıklı derleme haberinden takip edelim.

“2B YASASI” ÇIKIYOR
Dünya’nın derlemesine göre, TBMM’nin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama döneminde 2B arazilerinin “kullanıcılara” satılmasını öngören çalışmanın yasalaşacağı, bu amaçla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ortak çalışmasının devam ettiği anlaşılıyor. Satış yönteminin tespitinde rayiç bedel ve emlak vergisine tabi değer kriterlerinin dikkate alınacağı da haberde yer verilen diğer bir ayrıntı.

Haziran ayında yapılan genel seçimler öncesinde CHP yöneticilerinin de benzer vaatlerde bulunduklarını hatırlayınca, 2B alanlarının satışını amaçlayan yasanın çok kolay çıkacağını kestirmek fazla zor değil.

Bu haberi, İstanbul’da 18 bin hektar 2B alanı olduğu bilgisiyle birlikte değerlendirmek lazım. Bunların hala küçük bir kısmında “kullanıcı”, yani mevcut yapılaşma var. Daha büyük bir bölümünde ise yapılaşma yok. Şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağının “kullanıcı” tanımını nasıl yapacağına dikkat kesilmek gerekecek.

Öyle ya da böyle, bu yasa parlamentodan geçecek gibi görünüyor. Bakalım yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne kimse dava açacak mı?

YABANCILARA MÜLK SATIŞINDA KOLAYLIK
Dünya’nın yaptığı derlemeye göre, TBMM’nin bir diğer gündemi de yabancılara mülk satışı. Eskiden beri yabancılara mülk satılabiliyor, ancak burada mülk alacak yabancının ülkesinde de Türkiye vatandaşlarının mülk alabiliyor olması gerekiyor. Buna mütekabiliyet, yani karşılıklılık esası deniliyor. İşte şimdi bu mütekabiliyet koşulu kaldırılıyor. Eğer bu yasa kamuoyunda bilindiği şekliyle yasalaşırsa, özellikle Ruslar, Araplar ve Türki cumhuriyetleri vatandaşlarının “alıcı” olacakları anlaşılıyor. İstanbul’da gayrimenkul değerlerinin zaten hızla arttığı düşünülürse, piyasadaki alıcı sayısını bir anda misliyle arttıracak bir yasanın sonuçlarını kestirmek hiç de zor değil.

Ancak tabii bu dışa açılmanın gayrimenkul pazarını uluslararası normlara uygun duruma getirip getirmeyeceğine de bakmak gerekiyor. Yani, bütün bu talep artışının alaturka imar yöntemlerini aşarak “değer” odaklı kentsel gelişmeleri ateşleyip ateşlemeyeceğini yaşayıp göreceğiz.

YEREL YÖNETİMLER UNUTULMAYACAK
Dünya Gazetesi’nin Meclis gündemiyle ilgili derlemesindeki en ilginç başlıklardan biri Gelir Vergisi Yasası ile ilgili olanı. Buradaki ayrıntıyı kaçırmamak için haber metninden aynen alıntı yapıyorum: “Yeni düzenlemenin sadece merkezi hükümeti değil yerel yönetimleri de içeren bir paket olması bekleniyor.”

Bizim anayasal sistemimizde yerel yönetimler bazı vergileri kısmen ya da tamamen toplayabiliyor ama vergi salamıyor. Eğer yeni yasayla yerel yönetimlerin vergi uygulamalarında yetkileri arttırılırsa, güneydoğudaki BDP’li belediyelerin istediği “yerel özerklik” mali yönden hayata geçirilmiş olacak. Ama bu aynı zamanda İstanbul’daki yerel yönetimleri de etkileyecek.

İşin bu yönünü bir tarafa bırakırsak, artık yerel yönetimlerin daha fazla kaynağı yönettiği bir dönem başlıyor diyebiliriz. Ama bu kaynakları verimli kullanamama riski de bir kenarda duruyor. Çünkü bir yandan gelirler artarken bir yandan da yerel yönetimler tarafından kullanılan imar, altyapı, ulaşım gibi konulardaki yetkiler merkezi yönetim kurumlarına aktarılıyor. Bunu yasal dokümanlardan takip etmek isteyenlere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetkilerini okumalarını öneririm. Bakanlığın yeni hali için haklı olarak “Türkiye Belediyesi” diyenler var.

AĞVA’YA ROMAN MAHALLESİ
Bu haberi bize 28 Eylül tarihli Yeni Söz Gazetesi veriyor. “Şile’ye Roman Mahallesi Kuruluyor” başlıklı haberde, Ağva’da 88 konuttan oluşan bir mahallenin İBB ve TOKİ işbirliğiyle oluşturulacağı, Ağva’nın girişinde çadır ve gecekondularda yaşayan romanların bu konutlara yerleştirileceği bilgilerine yer veriliyor.

Romanya ve Bulgaristan’da romanlara karşı etnik vahşetin hız kazandığı bir dönemde Türkiye’de “roman mahallesi” inşa ediliyor olmasına teşekkür etmek lazım.

Ancak şu soruyu da bir kenara not edelim: Bu romanlar Ağva’ya nereden, neden, nasıl geldi? Eğer bu sorunun cevabı, “Sulukule’den, yenileme projesi nedeniyle” ise, o zaman teşekkürümüzü hemen geri alabiliriz. Neden mi? Sulukule yenileme projesinin başarısızlığı Ağva’daki yeni mahalle inşasına koyu bir gölge düşürür de ondan.
Bu durumda merakla peşine düşeceğimiz soru şu olacak: Ağva’nın girişindeki çadırlar ne kadar zamandır orada? Ya da şöyle soralım: Bu romanlar Ağvalı mı?

“FİKİRTEPE MODELİ”
Kamuoyuna bir süre önce İBB tarafından “Fikirtepe Modeli” olarak takdim edilen kentsel dönüşüm planının ayrıntıları yeni örneklerle günlük hayattaki yerini almaya başladı. Sözcü Gazetesi’nin 29 Eylül’de yayınladığı “Anka Yapı Fikirtepe’de dönüşüm yapacak” başlıklı habere göre, şirketin yetkilisi “kat karşılığı modeline göre arsa alımlarına başladık” demiş.

Bu nasıl bir “model”, tam olarak anlaşılamıyor. Zira bir arsa ya satın alınır ya da kat karşılığı anlaşma yapılır. Yani bunlar farklı arsa elde etme yöntemleridir. Birinin diğeri için “model” olması, hayatta öğrenilecek çok şey var dedirtiyor doğrusu.

Bu yazıyı basında çıkan güncel haberlerle sınırlandırdığım için giremiyorum ama Fikirtepe’deki kentsel dönüşüm planları başlı başına bir yazının konusu. İleriki haftalara bırakalım.

Kaynak: İstanbul Semtleri


29/09/2011