Konut Konferansı 2016 Bülteni

img

Erhan Demirdizen

Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan ve Konut Konferansı 2016 için hazırlanan ücretsiz yayın. Sayı: 07

Bülten için tıklayınız: imsad.org


Askeri alanlar, niteliği itibariyle yüksek güvenlik koşullarını gerektiren, sivil insanların içine giremediği ve hattâ çevresinde bile kısıtlamalar ile bulunabildiği yerler. Bu nitelikleri nedeniyle askeri alanların genellikle yerleşim alanlarının dışında kurulmuş olması şaşırtıcı değil.

Öte yandan, yerleşim alanlarının içindeki konut, ticaret, sanayi ve diğer alanların kendi içlerinde ve birbirleri ile olan fonksiyonel ilişkilerinde de askeri alanların yeri yok. Sözgelimi, askeri alanların içindeki tesislerde çalışan personelin çok büyük oranda asker kişilerden oluştuğu göz önüne alınırsa, şehrin konut alanları ile günlük işyerikonut ilişkisi olduğunu söylemek zorlaşır. Askeri alanların ofis tesislerinde belki bunun istisnası olabilir.

Askeri alanların yerleşim alanları ile kurduğu sınırlı ilişkilerden biri, popüler deyimle “çarşı izni” olarak görülebilir. Haftanın belli günlerinde şehrin merkezindeki lokantalar, kafeteryalar, tekstil mağazaları ve benzeri sınırlı yerleri canlandıran, buralarda talep yaratan bir ilişki biçimi bu. Ancak bu ilişkinin sağlanabilmesi için askeri alanların yerleşim alanları ile iç içe olmasına gerek yok. Askeri alanların şehir ile olan ilişkilerine baktığımızda, esasen şehrin içindeki fonksiyonel ilişkileri bölen, set çeken, hattâ vakum etkisi yaratan bir yapısının olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim duvarları boyunca “askeri yasak bölge” ve “forbidden zone” tabelaları olan bu alanların bitişiğindeki sokak ve caddelerde kentsel fonksiyonların zayıfladığı, ticari ve kültürel canlılığın sınırlandığını söylemek mümkün.

Bu alanlarda askeri kullanıma son verildikten sonra yeniden nasıl işlevlendirileceğini doğru bir zeminde tartışabilmek için bu alanların yakın çevrelerine daha yakından bakmamız gerekiyor. Şehrin sürekliliğinin askeri alanların duvarları ile uğradığı fonksiyonel kesintiyi ve bunun mekansal kalite üzerindeki olumsuz etkilerini görmeden, yeniden işlevlendirme ile hangi dönüşümleri sağlayabileceğimizi de kestiremeyiz.

Benim bakış açım, şehrin fonksiyonel ilişki yapısının sağlamlaştırılmasını sağlamaya dayanıyor. Madem ki mevcut askeri alanlar şehrin fonksiyonel ilişkilerine set çeken birer vakum gibi işlev görüyor, o halde bu alanlara yeniden işlev yüklerken, şehir ile bu alanları birbirine fonksiyonel olarak dikmemiz gerekiyor.

Böyle bir dikişin başarılı olabilmesi için her bir askeri alanın yakın çevresi ile birlikte değerlendirilmesi zorunlu. Yakın çevredeki konut veya ticaret alanlarının ya da sanayi veya depolama alanlarının niteliği, askeri alanların yeniden işlevlendirilmesinde ipuçları verir. Zira önemli olan, yeniden işlevlendirilen herhangi bir alanın çevresindeki kullanıcılar tarafından sahiplenilmesi ve kullanılmasıdır.

Askeri tesislerin şehir dışına çıkarılması halinde yeniden işlevlendirilmesi gündeme gelen bugünkü askeri alanların kategorik olarak konut veya yeşil alan olarak kullanıma açılmasını baştan iddia etmek çok zor. Sözgelimi tamamının yeşil alan yapılması ilk anda sempatik gibi görünse de, çok büyük açık yeşil alan uygulamalarının bazen beklenen canlılığı yaratmadığını biliyoruz. Aynı şekilde, kapalı konut alanları veya ticari yapıların da her koşulda başarılı olacağını ileri sürmek doğru olmaz.

Sonuç olarak, boşaltılması gündeme gelen askeri alanların yeniden işlevlendirilmesinde, şehre bütüncül yaklaşımı göz ardı etmeden, fonksiyonel sürekliliği ve ilişkiyi besleyebilecek fonksiyonları önermek gerekiyor. Kategorik olarak yeşil alan mı, konut ve ticaret alanı mı olmalı gibi ikilemlere düşmek, şehirciliğin vaka analizine dayanan genel yöntemine uygun olmaz.