Marmaray Dünya Kenti İstanbul'un Projesidir Diyelim

img

Erhan Demirdizen

Başbakan'ın dediği gibi, Marmaray bir 'İstanbul projesi' değil mi? Marmaray'ın dünyanın pek çok bölgesinin birbirine erişimini sağlaması Marmaray'ı 'İstanbul projesi' olmaktan çıkarır mı?

2010 yılının son aylarında Marmaray’ın farklı bir yönü gündeme gelmişti. Tüpün içinden geçecek olan metroya dayanarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Marmaray’ın işletme yetkisini talep ediyordu, ancak TCDD de projeyi daha ulusal ya da genel nitelikli gördüğü için belediye ile ortak işletme şirketi kurmayı teklif ediyordu. Kurumlar arasında alışılagelmiş bir bilek güreşi yapıldığı izlenimi oluşmuştu.

Aradan bir yıldan fazla zaman geçti. Geçtiğimiz günlerde Başbakan’ın konuya ilişkin ayrıntılı bir konuşması oldu ve bizim kafamızdaki soru işaretleri ortadan kalktı.

Başbakan bu konuşmasında ilk olarak Marmaray’ın bir “İstanbul projesi” olmadığının altını kalın bir çizgiyle çizdi. Bu tespitin devamı olarak, Marmaray’ın bir “Türkiye projesi” olduğunu vurgulayan Başbakan, kıtaları birbirine bağlaması nedeniyle bir “dünya projesi” olarak tanımladı Marmaray’ı. Başbakan’ın deyimiyle Londra’yı da Pekin’i de yakından ilgilendiriyor Marmaray.

Başbakan’ın sözlerine bakınca ilk anda Marmaray’ı TCDD’nin işleteceği anlaşılıyor. Yani artık Belediye’nin geçen yılki taleplerini yinelemesi pek mümkün olamayacak gibi görünüyor.

Ama biz gene de şu soruyu sormaktan kendimizi alıkoymayalım: Her ne kadar Türkiye’nin bütününü ve hatta Londra ile Pekin’i yakından ilgilendirse de, Marmaray’ın bir yandan da –yasadaki ifadesiyle- “mahalli müşterek ihtiyaç” yönü yok mu? Yani fizibilite hesabında İstanbul’un kent içi ulaşım talepleri dikkate alınmıyor mu? Sözgelimi saatte bir yönde taşınacak 75 bin yolcu büyük oranda İstanbullu değil mi?

Dolayısıyla ‘bu bir İstanbul projesi değil’ demek teknik olarak fazla mümkün değil.

Bu yaklaşıma göre, eğer başka kentleri ve ülkeleri etkileyen ya da ilgilendiren projeler inşa edildikleri kentin projesi olmasalardı, sözgelimi Londra, New York, Tokyo gibi dünya kentlerindeki pek çok projenin “dünya projesi” olarak tanımlanması gerekirdi. Bu durumda da tüm bu projelerde dünya kentlerinin belediyeleri yerine merkezi yönetim kurumları yetkili olurlardı.

Kim diyebilir ki New York’ta Dünya Ticaret Örgütü’ne ait kuleler bir dünya projesi değil. Elbette bütün dünyayı yakından ilgilendiriyor. Ama 11 Eylül sonrası süreçte bakıyoruz, ikiz kulelerin yeniden planlanmasında ABD Başkanı’ndan çok New York Belediye Başkanı daha ön planda. Bir “dünya projesi” olması, belediyeyi geri plana atan ve merkezi yönetim kurumlarını öne çıkaran bir tabloyu yaratmıyor. Çünkü Kuleler aynı zamanda New York’un ulaşım, altyapı ve yapılaşma kararlarını yakından ilgilendiriyor.

Buradan çıkan sonuç şu: Marmaray’ın bir dünya projesi olduğu doğru ama aynı şekilde de bir İstanbul projesi. Başka bir deyişle, bazı İstanbul projelerinin aynı zamanda dünya projesi olması pekala mümkün. Çünkü İstanbul da bir “dünya kenti”.

Eğer projeleri bu şekilde etki alanlarını esas alarak değerlendirirsek, İstanbul’daki pek çok konuda merkezi yönetimin karar vermesi gerektiği sonucuna ulaşırız. Hatta Beyoğlu’ndaki masaların sokaklardan kaldırılmasında bile… Çünkü bu karar da dünyanın her yerinden İstanbul’a gelen ve Beyoğlu’ndaki sokaklarda eğlenen insanları yakından ilgilendiren sonuçlar doğurabilecek özellikte.

Dünyada kentlerin artık ülke sınırlarını da aşarak birbirleriyle yoğun ilişkiler kurdukları ve birbirlerini etkiledikleri düşünülürse, projelerin etki alanlarından yola çıkarak yetkili kurumları belirlemek yerel yönetimleri tarih sahnesinden siler. Belki sadece çok küçük ve erişilmez yerlerdeki marjinal kentlerin yerel yönetimleri karar verici özelliklerini koruyabilir.

Bu nedenle, projelerin yapımı ve işletilmesini tartışırken etki alanlarını değil de daha çok gerektirdiği bütçe ve organizasyon kapasitesini dikkate almakta yarar var. Bir de elbette “mahalli müşterek ihtiyaç” olup olmadığına bakılması gerekiyor.

Eğer Marmaray bu bakımlardan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ölçeğini aşıyorsa, hiç tereddüt etmeden TCDD yetkilendirilmeli. Sırf Marmaray bir “dünya projesi” diye TCDD’ye işletme yetkisi verilirse, İstanbul’un yerel yönetimleri bundan tamiri zor bir yara alır.

İstanbullular olarak gelişmeleri izlemekte yarar var.

(Erhan Demirdizen'in www.istanbulsemtleri.com sayfasının Kent Gündemi köşesinde 18 Ocak 2012 tarihinde yayınlanan yazısı)

Kaynak: İstanbul Semtleri



18/01/2012