Köln´deki Kolumba Müzesi´nden İstanbul´a Bakış

img

Erhan Demirdizen

Köln Kolumba Müzesi'ndeki restorasyon uygulamasının Türkiye'deki uygulamalar ile karşılaştırılması mümkün mü?

Köln’deki Kolumba Müzesi’ni görünce bunu daha bir net olarak anladım.
Ne mi olmuş orada?
Bir uygulama!…

Arkeoloji biliminin ilgi alanına giren devirlere ait bir yapı kalıntısının üzerine öyle bir modern yapı oturtulmuş ki, bizde benzer bir proje büyük gürültü koparmaya yeter de artar bile.

Sultanahmet’teki “Four Seasons” etrafında dönen tartışmaları bir hatırlayın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ama bundan önce Kolumba Müzesi’nde neler olduğuna biraz daha ayrıntılı bakmaya çalışalım.

Alttaki antik devirlere ait yapı kalıntıları büyük bir ustalıkla yeni yapıyla bütünleştirilmiş. Bu yapılırken de eski yapı kalıntılarının üzerine yük binmeyecek şekilde kolonlar inşa edilmiş. Hepsinden önemlisi de, üste konulan yeni yapı eski yapı kalıntılarıyla tamamen tezat oluşturacak şekilde minimalist bir çizgi ve renkte projelendirilmiş.

Ne var canım bunda, bizde de yapılır demeyin… Çünkü bizde böyle bir işe kalkışıldığı zaman, bugünlerin meşhur tabiriyle söylersek, eksen kayıyor. Bu eksen kaymasının en bariz örneklerinden birini görmek isteyenlere, Ayvansaray’dan başlayıp Yedikule’ye kadar giden Tarihi Yarımada Kara Surlarının restore edilmiş kısımlarını öneririm. Bizans devrinden kalan surların yerinde şimdi ona benzetilmiş bir ”duvar” var. UNESCO da habire uyarıp duruyor şunları düzeltin diye ama dinleyen pek yok sanırım. Eksen bir kere fena kaymış!

Köln’deki müze eski yapıyla yeni yapıyı başarılı bir şekilde bütünleştirmiş. Bunu yaparken eski zamanların kilise ortamıyla yeni zamanların müze ortamını da hayli sıradışı bir şekilde iç içe geçirmiş.

Bizde de olur mu? Buna gönül rahatlığıyla evet diyemiyorum.

Neden mi olmaz? Karar vericilerle uygulamacılar işi zıvanadan çıkarır da ondan…